Uncategorized

GÖLGELER ÂLEMİNDEN BAKİ YURDA: BİR DÜNYA MİSAFİRLİĞİ

Dünya Bir Perde, Bizler İse Birer Yolcu

Hayat dediğimiz bu kısa ömür; sahnesi toprak, perdesi zaman olan büyük bir gölge oyunundan ibarettir. Dün uğruna mücadele ettiğimiz, bugün vazgeçilmez sandığımız ve “benim” diyerek sıkı sıkıya sarıldığımız nice şey, aslında geçici birer yansımadan başka değildir.

Makamlar, servetler, evler, arabalar, şöhretler, alkışlar ve dünya telaşları…

Günü geldiğinde perde kapanacak.

İnsan, ardında bıraktığı her şeye dönüp son kez bakmadan, geldiği gibi bu dünyadan ayrılacaktır. Ne sahip olunan malın, ne makamın, ne şöhretin, ne de dünyalık hesapların o an bir hükmü kalacaktır.

Geriye yalnızca bir hakikat kalacaktır:

Baki olan Rabbimiz ve ebedî ahiret yurdu…

İşte bu nedenle, ey zamanın akışında yürüyen fani yolcu; bu geçici dünyanın aldatıcı süslerine dalıp asıl menzilini unutma.

Burası ebedî kalınacak bir yurt değildir.

Burası yalnızca bir misafirhane, bizler ise kısa süreliğine burada konaklayan yolcularız.


Sonsuzluk Yolculuğunun Azığı: İyilik ve Arınmış Bir Kalp

Madem dünya bir han ve bizler bu handan ayrılacak yolcularız, öyleyse en büyük hazırlığımızı asıl yurdumuz için yapmalıyız.

Çünkü yol uzun…

Ve insanın bu yolculukta yanında götürebileceği şeyler oldukça sınırlıdır.

Ne servetini götürebilir, ne makamını, ne çevresini, ne de dünyada kurduğu saltanatını…

İnsanın yanında götürebileceği en kıymetli sermaye; temiz bir kalp, samimi bir iman ve geride bıraktığı güzel amellerdir.

Bu nedenle gönül dünyamızı arındırmak zorundayız.

Kalbi arındırmak…

Kin, nefret, kibir, haset ve dünya hırsının gönlümüzde bıraktığı pasları temizlemek…

İyilik tohumları ekmek…

Arkamızda güzel sözler, güzel hatıralar ve sadaka-i cariye hükmünde hayırlı işler bırakmak…

Gönüller imar etmek…

İnsanlara, mahlûkata ve yaşadığımız dünyaya merhamet nazarıyla bakabilmek…

Karşılıksız bir tebessümün, uzatılan bir yardım elinin, söylenen güzel bir sözün bile bazen bir insanın hayatında ne kadar büyük izler bırakabileceğini unutmamak…

Belki de bugün küçücük gördüğümüz bir iyilik, yarın sonsuzluk âleminde karşımıza çıkacak en büyük hazinemiz olacaktır.


Her Nefes Ebedî Diyara Atılan Bir Adım

Zaman hiç durmadan akıyor…

Takvim yaprakları birer birer düşüyor.

Saçlarımız ağarıyor.

Yıllar geçiyor.

Ve biz farkında olsak da olmasak da aldığımız her nefesle ebedî yolculuğumuza biraz daha yaklaşıyoruz.

Her yeni gün, aslında ömrümüzden eksilen bir gündür.

Her geçen yıl, bize verilen sermayeden harcanan bir parçadır.

Geçmişi geri getirmek mümkün değildir.

Geleceğe ulaşacağımızın ise hiçbir garantisi yoktur.

Öyleyse elimizde olan en büyük hakikat nedir?

Şu an…

İşte bu an…

Belki tövbe etmek için son fırsatımızdır.

Belki bir gönlü almak için…

Belki kırdığımız bir kalpten helallik istemek için…

Belki de hayatımızda yeni ve daha güzel bir sayfa açmak için…

Bu nedenle insan, “yarın yaparım” diyerek iyiliklerini ertelememelidir.

Çünkü yarının bize ait olup olmadığını bilmiyoruz.


Bu Dünyada İz Bırakmak

Dünya hayatı bir gün mutlaka sona erecek.

Arkamızdan insanlar belki ismimizi bir süre konuşacak, ardından hayatlarına devam edecekler.

Zaman geçecek…

Yeni insanlar gelecek…

Yeni hikâyeler yazılacak…

Ve bir gün bizler de yalnızca bir hatıraya dönüşeceğiz.

Ancak önemli olan, bu dünyadan ne kadar uzun yaşadığımız değil; nasıl yaşadığımızdır.

Kaç evimiz olduğu değil…

Kaç gönle girdiğimizdir.

Ne kadar servet biriktirdiğimiz değil…

Ne kadar iyilik bıraktığımızdır.

Ne kadar tanındığımız değil…

Rabbimizin huzuruna hangi hâl ile çıkacağımızdır.

Öyleyse gelin, bu kısa dünya misafirliğini anlamlı hâle getirelim.

Birbirimizi kırmak yerine gönül alalım.

Kin biriktirmek yerine affetmeyi öğrenelim.

Dünya hırsıyla birbirimizi ezmek yerine iyilikte yarışalım.

Çünkü bu dünya kimseye kalmadı…

Bize de kalmayacak.

Bir gün hepimiz, geldiğimiz yere değil; asıl geldiğimiz yurdun sahibine döneceğiz.

Ve o gün, dünyada sahip olduklarımızdan çok, kalbimizde taşıdıklarımızın hesabı sorulacak.

Unutmayalım:

Dünya bir gölgedir.

Ömür bir yolculuktur.

İnsan bir misafirdir.

Asıl yurt ise ebedî olandır.

Öyleyse bu fani handa güzel izler bırakalım.

Kalpleri kırmadan, gönülleri incitmeden, ardımızda hayır ve dua bırakacak bir ömür yaşayalım.

Çünkü gün geldiğinde dünya perdesi kapanacak…

Ve geriye yalnızca yaptıklarımız kalacak.

Rabbim, bizleri bu geçici dünyanın aldatıcı güzelliklerine kapılıp asıl yurdunu unutanlardan değil; dünyada güzel yaşayan, gönül imar eden ve baki yurda temiz bir kalple yürüyen kullarından eylesin.

Âmin.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu