
Türkiye ekonomisinde son yıllarda bir çark dönüyor ama bu çarkın dişlileri herkese aynı şekilde temas etmiyor. Üretim artıyor, maliyetler yükseliyor, enflasyon hızlanıyor… Ancak konu devlet memurunun cüzdanına geldiğinde, o çark hep aynı noktada kırılıyor.
İşte tartışma tam da burada başlıyor.
İmalat Sanayinde Mavi Yakalıya Ücret Zammı Rekoru
OECD verileri bize çarpıcı bir tablo sunuyor: Türkiye, imalat sanayinde mavi yaka işçilere verilen ücret zamlarında rekor seviyelerde.
- 2022-2024 Dönemi: Saatlik kazançlar çift haneli artışlarla zirve yaptı.
- 2025 Q3 Verisi: İmalat sanayinde çeyreklik bazda saatlik ücret artışı %7,91 olarak gerçekleşti.
Bu artış bir başarı gibi görünse de, madalyonun diğer yüzünde üretim maliyeti gerçeği duruyor.

“İşçiye Zam, Ürüne Zam” Döngüsü
İşveren için işçilik maliyeti, doğrudan ürünün fiyat etiketine yansır. Veriler bu eş zamanlılığı net bir şekilde kanıtlıyor: Ocak 2026 itibarıyla satış OECD Türkiye fiyatı artışı beklentisi %37,68.
Süreç çok basit işliyor:
- Mavi yaka ücreti ivmeleniyor.
- Hammadde, enerji ve işçilik maliyeti artıyor.
- Üretici “batmamak için” fiyat artışını önden planlayıp fiyat artışına gidiyor.
- Tüketici markete gittiğinde %40’lık bir fiyat farkıyla karşılaşıyor.

Memur Maliyetin İçinde Değil, Tüketim Zincirinin İçindedir.
İşte asıl tartışma burada kopuyor. Özel sektörde toplu sözleşmeler, primler ve yüksek zamlar konuşulurken; hekim, öğretmen ve polis gibi kamu çalışanları TÜİK’in açıkladığı “resmi enflasyon” kıskacına hapsoluyor.
Memur maaşı üretim maliyetinin bir parçası değildir; ancak memur, o maliyet artışıyla oluşan fiyatların tam hedefindeki tüketicidir.
Memur ve emekli, markete gittiğinde imalat işçisinin aldığı zammın yarattığı pahalılığı satın alıyor. Yani aynı ülkede yaşıyoruz ama aynı enflasyonu yaşamıyoruz. Bir tarafın aldığı zam, diğer tarafın alım gücünü eriten bir maliyet olarak geri dönüyor.
Memur Maaşı Enflasyonu Tetikler mi?
Yaygın bir yanılgının aksine, kamu çalışanına yapılan zam ürün fiyatlarını doğrudan artırmaz. Çünkü:
- Doğrudan Maliyet Değildir: Bir hekimin bir öğretmenin maaş artışı, bir sütün veya ekmeğin üretim maliyetine girmez.
- Yerel Ekonominin Can Damarıdır: Özellikle büyükşehir dışındaki il ve ilçelerde esnafın geçim kaynağı memurdur. Memur harcayacak ki o yerel çark dönebilsin.
- Bütçe Meselesidir: Kamu maaşları devlet bütçesini etkiler, ancak doğrudan “maliyet enflasyonu” yaratmaz.
Elbette enflasyonun tek sebebi ücretler değildir. Ancak maliyet artışlarının saniyeler içinde fiyatlara yansıtıldığı bir düzende, sabit gelirlinin “geçmiş enflasyona göre” ve “TÜİK verileriyle” korunmaya çalışılması toplumsal bir denge sorunu yaratır.
Mavi yaka kardeşlerimizin hakkını savunurken, kamu görevlilerinin de bu enflasyon canavarına yem edilmesine izin verilemez. TÜİK oyunlarıyla karın doymaz. Gerçek enflasyonla uyumlu, adil ve insanca bir zam mekanizması artık bir tercih değil, zorunluluktur.



